9 Eylül 2014 Salı

Toprak Kraliçesi İle Üç Gün


Rüzgar ve Kuş sesleri. Karşısı Midilli.
      Eylül ayının ilk haftasında, Güney Marmara kıyıları için geç olmakla birlikte, sakin ve iyi hizmet alabileceğimiz kısa bir tatil planladık. 
   Çanakkale Kadırga koyu civarını düşünürken internette gördüğüm, zeytinlik ve bölgeye uygun bodur ağaçlar içerisindeki Terra Zoe Hotel dikkatimi çekti. 
    Bu yıl içerisinde gitmiş olduğum, benim ve ailem için büyük hayal kırıklığı olan Yalıkavak'da bulunan Princess Artemissia Hotel macerasından sonra yılı kısa fakat iyi bir tatil ile kapatırız umuduyla rezervasyonumu doğrudan otel ile yaptım. Bahsettiğim ve olumsuzluk yaşadığımız otel nedeniyle yurt içi otel rezervasyonlarını booking.com gibi sitelerle yapmamaya karar verdim. 
  Terra Zoe Hotel Assos'u Ezine istikametinde geçtikten sonra karşınıza çıkacak olan Bektaş köyü sınırlarında. Köyün yalısı  olan Sivrice köy yolundan aşağıya inerken solda. Taş duvarlar ve ahşap kapı dikkatinizi çekecektir zaten.
Beş dönüm üzerine kurulu bu gerçek anlamda butik otel mimar Hüsmen Ersöz tarafından 2003 tarihinde yapılmış. O zamanki ismi Kaldera olan otel,  2013 yılında, zaten otelin müdavimi olan Ann Nevins tarafından satın alınarak el değiştirmiş. Kendisi aynı zamanda Empress Zoe Hotel'in  (İstanbul) sahibesi. Biz böyle bir değişimin ilk yılında gittik. Otelin adı toprak tanrısından esinlenerek koyulmuş. 
Balık için tabaklar süsleniyor. 
    Otel altı odalı ve çeşitli aktivitelerin yapıldığı ana binadan ayrı geniş bir salonu daha var. Odalarda telefon ve televizyon olmaması iyi. Her odada klima mevcut. Bahçesinde bulunan dekoratif havuzda sivrisinekleri yiyen balıklar, nilüfer çiçeklerini görebilirsiniz. Bahçenin çeşitli yerlerine dağıtılmış oturma köşeleri iyi düşünülmüş. Elma. Çilek. İncir, Üzüm ve bostan mevsiminde giderseniz tadabileceğiniz organik ürünler. Zira hiç bir kimyasal kullanılmıyor.
      Bizim kaldığımız oda suite oda niteliğindeydi. Küçük mutfağı,  ısıtıcısı ve çay kahve ikram köşesi ile bize yeterli geldi.
     İlk günümüz oteldeki sessizliğe alışarak geçti doğrusu. Kuş ve rüzgar sesleri, uzakta Midilli ve masmavi deniz eşliğinde oldukça dinlendiriciydi.
   Sabah ve akşam yemeklerinin ödediğiniz ücrete dahil. Ancak  kesinlikle akşam yemeklerini almanızı öneririm. Öğlen yemeklerini zaten çevre kıyılarda yapacağınız gezilerde yiyebilirsiniz.

   İlk akşam otelin ana binasında olan restorana gittiğimde rezervasyon işleminde bana yardımcı olan Nural hanım ile daha yakından tanışma imkanım oldu. Eşi Hüseyin bey ile profesyonel meslek hayatlarını bitirdikten sonra Bektaş köyüne yerleşmişler.  Nural hanım çok yakın olan akşam yemek servisi için mutfak masasına bütün hazırlıklarını tamamlamıştı. Beni kırmadı ve blog için fotoğraf çekmeme izin verdi.
Yemek öncesi mutfak masası.  



           Masaya oturmamız ile başlayan servis boyunca, bizi çok seven, yıllardır sizi tanıyan bir ev sahibi edasıyla ağırladı Nural hanım. Zeytin yağlılar, ara sıcaklar ve ana yemek sonrası gelen tatlı ile Terra Zoe Hotelin mutfağınında  özellikli olduğunu anlamak güç olmadı. 
    Son akşam yediğimiz yemek sonrası bir ara biz onları  nasıl ağırlarız diye içimden geçmedi değil hani. Neler mi yedik. Zeytin yağlı fasulye, bamya, barbunya, şakşuka, kızartma dolması, içli börek, ahtapotlu ve çam fıstıklı pilav, şekeri ayarında sütlü tatlılar yediklerimizden bazılarıydı ve kesinlikle sıradan değillerdi. 
 Müşteri olarak görülmediğimiz bu otel çoktandır kaybolmaya yüz tutmuş değerleri hatırlattı bize.
   Kısa kaldığımız otel el değiştirmiş olsa bile, Ann Hanımın daha öncede bu otelim müdavimi olmasından  ve  çalışanları Nural ve Hüseyin Bey'in eski ruhu yaşatmalarından dolayı başarısını devam ettiriyor. Umarım her otele kısmet olmayan bu birliktelik bozulmaz ve otel mutfağından çıkan yemekler "Terra Zoe Hotel Mutfağı" isimli bir kitap ile kalıcı hale gelir. Seneye taş fırını daha faal görmek umuduyla teşekkürler...






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder